Forex’te riskin ne kadar fazla olduğunu sürekli söylüyorum. Ancak (sanıyorum cevabını alacağı için) özellikle soru sormak yerine iletişim kısmından irtibata geçerek benim salladığımı, gözünüzü korkutmaya çalıştığımı hatta forexin deli gibi para getirdiğini ve benim insanları bundan mahrum etmek için sizi forexten uzak tutmaya çalıştığımı söyleyenler mevcut. Bu yüzden Blomberg HT’de karşıma çıkan ve Sayın İbrahim Haselçin’in yazdığı bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Yazı hiç ellenmemiş şekilde aşağıdadır ve dileyen linkine > buradan < ulaşabilir:

Sermaye piyasasına yakında dahil olacak forex işlemlerinin günlük işlem hacmi beklentilerini geçen yazımızda belirtince çok sayıda soru gelmeye başladı. Madem bu kadar önemli bir yatırım aracı sisteme kazandırılıyor, neden yeterli bir bilgilendirmemiz yok ve nasıl bilgi sahibi olacağız gibi sorular geldi. Forex piyasasında işlemler elektronik ortamda yapılıyor. Çeşitli kurumların kullandıkları işlem platformları mevcut ve müşteriler bu platforma girerek alım satım yapıyorlar. Adeta bilgisayar ekranına sığdırılmış bir borsa gibi. Genel olarak, işlemlerde borsada olduğu gibi karşılıklı alıcı ve satıcı olmuyor. İşlem yapan müşterinin karşı tarafını bizzat aracı kurum oluşturuyor. Yani müşteri işlemi aracı kurumla yapıyor. Şüphesiz aracı kurum işlemin tarafı olurken üstlendiği riski de hesaplamak zorunda. Sermayesini, kaynaklarını tehlikeye sokacak bir işlemin tarafı olarak kalmak istemez. Riski taşıyamaz durumda ise, bu riski başka bir banka veya aracı kuruma ileterek kendisini korumak zorundadır. Hedge etmek denen bu mekanizmanın nihai tarafı sonunda dünyanın en büyük bankaları oluyor.

Şu anda uygulamada işlemler çok yüksek kaldıraçla yapılıyor. 1000 dolara karşılık 400 bin dolarlık pozisyon açmak mümkün. Örneğin Euro/dolar paritesine alım yönlü işlem yaptınız ve 400 bin dolarlık kontrat satın aldınız. Parite istediğiniz yönde % 2 oynasa, kazancınız 8 bin dolar olur. Kayıp durumunda 1000 dolarınız yok olacak ancak sistem bu durumda sizin 1000 dolardan fazla kaybetme durumuna gelmenizden önce otomatik satışla pozisyonunuzu kapatıp zararınızın anaparanızı aşmasını engeller. Sistem çok hızlı geliştiği için işlem platformunun çok iyi olması, anında işlem yapmaya elverişli olması gerekir. işlemler genellikle 24 saat boyunca sürdüğü için her an işlem yapılması da mümkün oluyor. Görüldüğü üzere işlemler kaldıraçlı olduğu için kazançlar çok yüksek olabiliyor. Ancak risk o kadar yüksek ki, baştan koyduğunuz paranın saniyede yok olması da söz konusu olabilir. Beş on bin dolarını 1 -2 gün içinde milyon dolar yapıp işlemlere devam edip ertesi gün ana parasını da kaybeden yatırımcılara şahit olunduğunu belirtmek lazım. Bu yüzden yatırımcıların burada büyük paralar var diyerek gözü kara şekilde işlemlere dalmaması lazım. Risk çok yüksek.

Forex işlemleri bugün halen çok sayıda kişi ve kurum tarafından yapılabiliyor. Bu kişi ve kurumlar müşterilerden teminatları aldıktan sonra, bu parayı en hızlı bir şekilde yurtdışında çalıştıkları banka veya aracı kuruma yollayıp, müşterinin platform üzerinden işlem yapmalarını sağlıyorlar. Yurtdışındaki kurumlarda ya doğrudan müşterinin adına hesap açılıyor ya da Türkiye’deki kurumun havuz hesabı üzerinden işlem yapılıyor. Kazanç durumunda ve müşteri para çekmek istediğinde aynı yolla para Türkiye’ye gönderiliyor. 24 saat işlem yapıldığı için kurumlar risk takibi için şirketlerinde sürekli bir eleman bulunduruyorlar.

Yurtdışında açılan hesaplar bazı ülkelerde koruma altında. Bizdeki tasarruf mevduatı sigorta fonu ya da yatırımcıyı koruma fonu gibi mekanizmalarla aracı kurumun batma ihtimalinde işleyen bir tazminat sistemi var. Türkiye’de yatırımcıyı koruma fonu sadece hisse senedi alacakları için kullanılabiliyor. Yani buradaki hesabınızın bulunduğu aracı kurumda forex hesabınız ve hesapta paranız varken aracı kurum batarsa beş kuruş alamayacaksınız. Ancak yurtdışında farklı ülkelerde değişik tutarlarda asgari bir korunma bulunuyor. Yani teminatlar yurtdışındaki aracı kurum veya banka batarsa yatırılan bu teminatlar yok olur diye düşünüp paranın yurtiçinde tutulması isteniyor ama Türkiye’de beş kuruş alamayacak yatırımcı yurtdışında asgari bir rakam alabiliyor. ilginç bir tezatlık.